İyiyim demenin bir bedeli var, ve onu taksitle ödüyorsun
İyiyim demenin bir bedeli var, ve onu taksitle ödüyorsun
«İyiyim», her dilin en çok prova edilmiş cümlesidir. Neredeyse hiçbir zaman tam bir yalan değildir, ve sorun da buradadır: geçecek kadar doğru, yoracak kadar sahte.
Neden numara yapıyoruz
Çoğu zaman tasarruf için. Gerçek versiyonu anlatmak zaman, bağlam ve karşındakinin tepkisini taşıma enerjisi ister. Numara yapmak üç saniye sürer. Gün zaten doluysa, üç saniye kazanır.
Sorun bir kez numara yapmak değil. O kadar çok yapmak ki çevrendeki hiç kimsede, ihtiyacın olduğunda sana yardım edecek kadar bilgi kalmasın.
Bedel gecikmeli gelir
Çöküş olarak gelmez. Küçük şeylere sinirlenmek olarak, uykuyla geçmeyen yorgunluk olarak, kendi ayarladığın planları iptal etme isteği olarak gelir. Taksitler ayrı ayrı geldiği için birini diğerine bağlamazsın.
Bir de kendine özgü bir yalnızlık gelir: seni seven insanlarla çevrili olup hiçbirinin hiçbir şeyden haberi olmaması.
Yerine ne işe yarar
Her şeyi dökmek değil. «İyiyim»i kısa ve doğru bir cümleyle değiştirmek. «Yorgunum ama konuşabiliriz.» «Kötü bir hafta, ciddi bir şey yok.» Hikâyenin tamamını vermezsin ve yine de yalan söylemeyi bırakırsın.
Bir kişiye, haftada bir kez, yükü değiştirmeye yeter. Terapi olması gerekmiyor; gerçek olması gerekiyor.
Kimseyle konuşulamadığında
Yaz. İsimsiz, seyircisiz, dinleyenin yüzünü idare etmek zorunda kalmadan. Amaç okunmak değil — sahte cümleyi kendin de inanana kadar tekrar etmeyi bırakmak.
Dünyaya kendinin çözülmüş bir versiyonunu borçlu değilsin. Kendine borçlu olduğun şey, nasıl olduğunu en son öğrenen kişi olmamak.