Annemi çok seviyorum ama çocukluğumdan kalan öfkem yüzünden bazen onun yaşlanmasını izlemek bile içimde karışık bir duygu yaratıyor ve bunu söylediğim için kendimden utanıyorum. Küçükken annem çok sertti. Dayak meselesi değil sadece, daha çok sözleri.
Sürekli kıyaslama, “bak falancanın çocuğu”, “sen niye böyle değilsin”, “senden bir şey olmaz”, “çok hassassın”, “her şeye ağlama”. O cümlelerin çoğunu belki o hatırlamıyor bile ama ben neredeyse tonuna kadar hatırlıyorum. Şimdi yaşlandı ve bambaşka biri.
Bana sarılıyor, benimle gurur duyduğunu söylüyor, torunlarına karşı inanılmaz sabırlı. Onu öyle görünce hem seviniyorum hem de içimde küçücük bir çocuk “bana niye böyle değildin” diye bağırıyor. Bir gün bana “sen bana eskisi gibi yakın değilsin” dedi ve çok kötü oldum çünkü haklı.
Yanında dikkatli konuşuyorum, her şeyi anlatmıyorum, üzülünce ona gitmiyorum. Çünkü zihnim hâlâ onu güvenli bir yer olarak görmüyor. Ama bunu yüzüne söylesem sanki bütün fedakarlıklarını yok sayıyormuşum gibi olacak. O gerçekten çok şey yaptı, bizi büyüttü, çalıştı, para yokken idare etti.
Bunu inkâr edemem. Ama bir insanın fedakâr olması seni yaralamadığı anlamına gelmiyor. Bizim kültürde özellikle anneye kırgınlık anlatmak neredeyse günah gibi algılanıyor. Hemen “annen sonuçta”, “cennet annelerin ayağının altında”, “o seni büyüttü” deniyor.
Ben bunların hiçbirine karşı çıkmıyorum, sadece sevginin acıyı otomatik silmediğini anlatmak istiyorum. Belki annemi affettim ama bedenim henüz affetmedi. Sesini yükselttiğinde hâlâ geriliyorum. Ve bunu ona nasıl anlatacağımı hiç bilmiyorum.
Yorumlar