Ablam benim okumam için okumadı ve ben kırk beş yaşındayım ve hâlâ ona bunu soramadım.
Beş kardeşiz. Ablam en büyük, ben ikinci.
1992'de babam hastalandı. Ablam o zaman lise ikideydi ve okulu bıraktı. Tekstil atölyesinde çalışmaya başladı, on altı yaşında.
Ben o yıl ortaokuldaydım. Ve ben okudum. Üniversite, sonra yüksek lisans. Şimdi bir bankada müdürüm.
Ablam elli bir yaşında. Hâlâ aynı sektörde, artık başka bir yerde, ve eli romatizmadan tutmuyor.
Evimizde bu konu hiç konuşulmadı. Bir kere bile. Annem bir gün bile "ablan senin için" demedi. Ablam hiç ima etmedi. Düğünümde ağladı, oğlum doğduğunda ilk o geldi, her bayram elimi öpüyor — ben ondan küçüğüm ve o benim elimi öpüyor, hayır, ben onun elini öpüyorum, ama o da hemen benimkini alıyor.
Yıllarca para gönderdim. Hâlâ gönderiyorum. Çocuklarının okul masrafını karşıladım ve ikisi de okudu ve bu benim en büyük gururum.
Ama para o şey değil. Para kolay olan şey.
Zor olan şu cümle: "Abla, sen benim için bıraktın, biliyorum, ve ben bunu hiç söylemedim."
Yirmi yıldır bu cümleyi kuramıyorum. Çünkü bir kere söylersem, o "yok canım, ben zaten sevmiyordum okulu" diyecek. Bunu diyeceğini biliyorum. Ve o yalanı duyduktan sonra bir daha hiç konuşamam.
Bu yüzden susuyorum ve susarak onu ikinci kez yok sayıyorum.
Kardeşine bunu söyleyen var mı? Nasıl söylediniz? Yoksa bazı şeyler gerçekten söylenmeden mi kalmalı — bunu da dürüstçe söyleyin, ona da hazırım.
Yorumlar