Hayatımda ilk kez gerçekten yalnız kalmayı öğreniyorum ve bunun ne kadar farklı bir şey olduğunu yeni anladım, çünkü eskiden yalnızlık benim için kimsenin beni istememesi demekti. Bu yüzden kötü ilişkilerde kaldım, bana iyi gelmeyen arkadaşlıklara tutundum, aramayan insanları ben aradım, özür dilemesi gereken kişiden ben özür diledim.

Yeter ki kimse gitmesin. Bir ortamda tek başıma kalmamak için sevmediğim insanlarla bile saatler geçirdim. Son zamanlarda bilinçli olarak bazı şeyleri yalnız yapmaya başladım. Tek başıma kahve içtim, sinemaya gittim, sahilde yürüdüm. İlk başta herkes bana bakıyor sanıyordum.

Özellikle kafede karşımdaki sandalye boşken sanki alnımda “yalnız” yazıyordu. Sonra fark ettim ki kimsenin umurunda değil. Daha önemlisi, benim de yavaş yavaş umurumda olmamaya başladı. İlk kez sessizlik beni terk edilmiş hissettirmedi. Hatta bazen rahatlatıyor.

Şimdi şunu düşünüyorum: Belki yıllardır insanları kaybetmekten değil, kendimle baş başa kalmaktan korkuyordum. Çünkü yalnız kaldığımda kimin beni sevdiği değil, benim kendim hakkında ne düşündüğüm ortaya çıkıyor. Ve belki de insanın kurabileceği en zor ilişki, kimse yokken kaçamayacağı kişiyle kurduğu ilişki.

görüntülenme1 yorum0 tepki0
Bir gönderiyle yanıtla

Sanki seni anlatıyor gibi mi geldi?

Senin hikâyen de buraya ait. İsim yok, e-posta yok, seni gösterecek hiçbir şey yok.

Hikâyeni yaz

Yorumlar

Henüz yayımlanmış yorum yok.
Yorumun hemen görünecek.
Devamını oku İyiyim demenin bir bedeli var, ve onu taksitle ödüyorsun «İyiyim», her dilin en çok prova edilmiş cümlesidir. Neredeyse hiçbir zaman tam bir yalan değildir, ve sorun d…